
Hazîne

- cum'a mesajları (16)
- divân-ı ilhan (8)
- hakkında yazılanlar (8)
- hayatı (10)
- hâtıralar (11)
- kitâbe (9)
- makaleler (6)
- manzum tercümeler (2)
- mülâkatlar (5)
- sohbetler (2)
- şiirleri (7)
Son eklenenler...
-
Hadis ve tefsir ilimlerine dâir
Doç. Dr. Ömer ÇELİK Hocamız anlatıyor:
İlahiyat Fakültesi’nin farklı bölümlerinde yüksek lisans-doktora yapan bir arkadaş grubu ile Emekli Müftü İlhan Armutçuoğlu Hocaefendi‘yi bir ziyaretimiz olmuştu.
Bizlere “Ne yapıyorsunuz?” diye sordu. Bir arkadaşımız “Ben Hadis’de yüksek lisans yapıyorum” dedi.
Hocaefendi biraz düşündü ve “Yavrum senin işin zor” dedi. “Çünkü hadiste çalışmak için” dedi, “Bir insanın gereken manevi zevki alabilmesi için Fenafirrasül (Rasulullah’ta fani olma) mertebesine çıkması lazım. Bu mertebeye çıkmadan, hadisleri anlatır, yazar, çizer, konuşur, ama bunu bir hal olarak tadamaz yavrum” dedi.
Bu hâli şu misal ne güzel izah eder: Birgün Ahmed bin Hanbel hazretlerine hadis tahsili için bir genç gelir. Hazret gençten o gece misafir olmasını, derse sabah başlamalarını ister. Sabahleyin gencin odasındaki su ibriğinin kullanılmadığını görünce, onun teheccüde kalkmadığını anlar ve: “Oğlum sen bu gece teheccüde kalkmamışsın. Ben sana teheccüd konusundaki hadisleri nasıl anlatabilirim?” der ve ders yapmayı kabul etmez.
Sonra bana sordu. “Tefsir çalışıyorum efendim” dedim. “Senin işin iyice zor. Çünkü Kur’an-ı Kerim’le iştigal etmek için, ondan hakiki manada istifade için Fenafillah mertebesine çıkmak lazım” dedi. Hocamızın bu tespitleri çok önem arzediyor. Üsve-i Hasene çalışmalarında da bunu yakından hissettik.
Üsve-i Hasene, Altınoluk Dergisi, 209. sayı, Temmuz 2003.
-
kemâl

Fuzûlî kelâm, kemâle mânî!
Şübheli lokma, kemâle mânî!
Kalb, dil ve beyin ayni çizgide!
Olmazsa beğim, kemâle mânî!
-
temizlik
Baştan ayağa bedenler temiz.
Kaç kere yundu saç baş tertemiz.
Rûhlar yıkansın, oruçlar ile,
Eller tertemiz, diller tertemiz.
-
Sami Efendimizle…
Mahmud Sami Ramazanoğlu Efendimizin hiç bir vakitte geciktiğine şahid olmadık.
Söz verilen saatten önce mutlaka beş, on dakika evvel buluşma yerinde hep hazır olurdu.
Sözleşilen saatte buluşulamadığında çok üzülürler ve nasıl olur da bir ihvan sözünde durmaz? diyerek taaccüb eder, hayretini gizleyemezdi.
Muhterem Üstaz (k.s.) hazretlerinin bu konu ile ilgili bir hatırasını muhterem İlhan Armutçuoğlu ağabey şöyle anlatmıştı:
İstanbul’a gittiğimizde Erenköy’ü ziyaret etmeden, Muhterem Üstaz’ın duasını almadan dönmezdik.
1970’li yıllardı.
Muhterem Üstaz (k.s.) hazretlerini ziyaret için randevu almıştık.
Aynı saatte bir başka kardeşimiz de acilen ve özel görüşmek için merhum Ömer Kirazoğlu abiye müracaatta bulunmuş.
Ömer abimiz de o kardeşimizin ısrarına dayanamayarak Sami Efendimize durumu arz etmiş.
Bunun üzerine Muhterem Üstaz (k.s.) hazretleri bizlere hayat ölçüsü şu nezaketi öğretircesine:
“-Evladım Ömer!
İlhan beye randevu verdik. O müsaade ederse…”
buyurmuşlar.
Mahmud Sâmi Ramazanoğlu (k.s)Hazretlerinden Hâtıralar 2 – Söz Borçtur, Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, 301, sayı, Mart 2011.
dervişler (11) dervişân (32) dil (4) divân-ı ilhan (3) dişçi mehmed efendi (3) dr hulusi baybal (2) dua (2) edeb (2) ehlullah (10) habibullah (2) haremeyn (9) havf ve reca (2) hayatı (2) ilhan armutçuoğlu (20) ilticâ (2) imam gazali (4) insanı kamil (3) kabe-i muazzama (3) kabir taşı kitâbesi (6) kalb (7) kitâbe-i seng-i mezâr (7) Kur'an-ı Kerim (5) Medine-i Münevvere (5) muhabbet (2) muhabbeti rasulullah (4) muhabbetullah (2) muhammed es'ad erbîlî (3) musa topbaş (4) Muğla evliyâları (4) naat (2) namnam kasrı (13) osman nuri topbaş (2) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) (4) ramazanoglu mahmud sami (13) rasulullah (3) seyri süluk (12) Sünnet-i seniyye (2) tasavvuf (31) zikrullah (4) şiirler (2)
