
Yâ Rabbi sana abd-i zâifim muhtâc bir kulum! Ve Habîbine ümmet olmağa ahdetmiş kulum! Yâ Rab reddetme, böyle kalayım, böyle öleyim! Sevdiğin seven, yerdiğin yeren, nâçîz bir kulum…
İlhan Armutcuoğlu
Hak dostlarından merhûm İlhan Armutcuoğlu Hocamızın sohbetleri, eserleri, tasavvuf ve seyrüsülûke dâir hâtıraları…

Yâ Rabbi sana abd-i zâifim muhtâc bir kulum! Ve Habîbine ümmet olmağa ahdetmiş kulum! Yâ Rab reddetme, böyle kalayım, böyle öleyim! Sevdiğin seven, yerdiğin yeren, nâçîz bir kulum…
İlhan Armutcuoğlu
Kitâbe-i Seng-i Mezâr

Ehlullahtan Muğla’lı Çoban Hasan Dedenin kabri mübareklerini, İlhan Armutcuoğlu Hocamız manevi bir işâret üzerine keşfederler. Kabri ihyâ edip, yanıbaşına da bir mescid inşâ edilmesine vesile olurlar. Hocamız sohbetlerinde Hasan dede ile olan zuhuratlarını anlatır, ricâl-i gaybden olduğundan bahsederlerdi.
Köyceğiz Ortaca anayolu üzerinde Yangı bölgesinde olan kabir, bilenler tarafından ziyaret edilmektedir…
Merhum İlhan Hocamız kabrin yakınındaki anayoldan her geçişinde yavaşlar, ellerini kabre doğru kaldırıp selâm verir, “Ehlullahtan Hasan Dedemizin ruhû mübârekleri için bir fâtihâ-i şerif ile üç ihlâs-ı şerîf okuyalım” derlerdi…
Çoban Hasan Dedenin kitâbe-i seng-i mezârı olarak İlhan Armutcuoğlu hocamız tarafından hazırlanmıştır.
HÜVE’L-BÂKÎ
Kalbler Hakka bağlıysa, diller Hakkı söylermiş..
Şeksiz her hâl ü kârda mutlak Hakkı öğermiş..
Çoban Hasan Dedemiz Âlemde seyrân idi,,
Beden toprakta ama, Ruhu devrânda imiş…
Ruhları için el-fâtiha…
Marmaris’in manevi büyüklerinden Kanuni Sultan Süleyman devrinde yaşamış Sarı Ana’nın kabri, İlhan Hocamızın gayretleri ile ihyâ edilir…
Kabir için İlhan Armutcuoğlu hocamız, manevi bir işaret üzerine bir mezar taşı kitâbesi kaleme alır. Mermere nakşedilen bu kitâbe halen kabirde yer almaktadır…
GERÇEK BENDEYİM
SARI ANAYIM.
HER GÖNÜLDEYİM
SARI ANAYIM.
ELİMDE KİRMAN
DİLİMDE ZİKRİM.
MARMARİSLİYİM
SARI ANAYIM…
Ruhu şerifleri için el-fâtiha…




İbrâhim b. Edhem hazretlerine ait olduğuna inanılan Marmaris Adaköy mahallesi, Yalancıboğaz mevkiinde bulunan kabr-i şerîfe ait mezar taşı…
Merhum İlhan Hocamız sohbetlerinde İbrâhim b. Edhem hazretlerin âhir ömründe İskenderiye şehrinde bulunduğunu ve bir deniz seferine çıktığını söylerlerdi. Bölgede yaşamış hal ehli zatlârın tarafından da, kabri şerîfin İbrâhim b. Edhem hazretlerine ait olduğunun keşfen tesbit edilip nakledildiğinden bahsederlerdi.
Kabir halk arasında Fenerci Dede olarak bilinir… Bölge halkı kabirde medfûn bulunan mübarek zâtın geceleri fırtınalı havalarda gemilere fener ya da ateş yakarak yol gösterdiğine inanırlar.
İbrâhim b. Edhem hazretlerin kabri, İlhan hocamızın gayretleriyle, bir hayırsever zâtın da himmetleriyle yapılmıştır. Mezar taşı olarak da İlhan Armutcuoğlu hocamız tarafından aşağıdaki dörtlük kaleme alınmıştır. Kitâbe hocamız tarafından Osmanlıca ve Türkçe harflerle mermere nakşettirilmiş ve uzun süre kabir taşı olarak kalmış ise de zamanla bu kitâbenin aslı kaybolmuştur.
Hocamız sohbetlerinde bu beyti okur, şiirin dervişliğin esaslarını ihtiva ettiğini, zikr-i dâimîye vâsıl olmanın, halk içinde Hak Teâlâ ile olmanın, geceleri seherlerde zikr-u tesbîhat ile meşgul olmanın, nâm-ü şâna meyletmemenin dervîşân için esas gâyeler arasında olduğundan bahsederlerdi.
"Hak erenler mezhebinde bir ömür Yâ Hak dedim
Gündüzüm halk hizmetinde geceler Yâ Hak dedim
Nâm-ü şâna meylim olmaz bir isimsiz Edhemim
Âkıbet deryâya perçin Bekçiyim Yâ Hak dedim"
Rûh-u mübarekleri için el-fâtiha…
Derya Kılıçkaya
Altınoluk Dergisi, 435. sayı, Mayıs 2022.

Sami Efendi hazretleri, eserlerinde ve sohbetlerinde, ümmet kavramını anlatırken Bakara Suresi 286. ayet bağlamında, bizden önceki ümmetlere ağır yükler yüklendiğini, ancak Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ümmetine pek çok ilahi lütuflar verildiğini, bunun için Allah’a şükretmek gerektiğini anlatmıştır.
İlhan Armutcuoğlu, Nakşibendiyye-Halidiyye şeyhi Mahmut Sami Ramazanoğlu (ks.)’nun nazarlarına, sözlerine muhatap olmuş, onun dizine diz değdirmiş, onunla aynı mekânı ve zamanı paylaşmış kişilerden biridir. Bu yazıda, hayatı bizim için güzel bir örnek olan Allah dostu Sami Efendi hazretlerinin [i], yazdığı rubailerle (dört dizeden oluşan ve aruz kalıbıyla meydana getirilen bir şiir şekli) tanınan İlhan Armutcuoğlu’na nasıl tesir ettiğinden bahsedilecek, bu hususta şairin kaleme aldığı şiirlerden bir demet sunulacaktır. Mahmut Sami Ramazanoğlu (ks.)’nun etrafında bulunmuş, onun etkisi altında kalmış ve Kaside-i Bürde’yi manzum bir şekilde tercüme etmiş olan şair İlhan Armutcuoğlu’nun, Ocak 2011’de Erkam Matbaası tarafından yayımlanan “Cum’a Mesajları” isimli şiir kitabında Hz. Peygamber’i nasıl ele aldığı, onu nasıl algıladığı değerlendirilecektir. [ii]
1.
Gözlerim uyur, kalbim uyumaz buyurdu Nebî..(S.A.V.)
Her an Onunla, bir hayât sürdü tek örnek Nebî!..(S.A.V.)
Onun izinde yürüyebilmek lütfeyle yâ Rab!..(C.C.)
İşte böylece uyan ey ümmet!.. Buyurdu Nebî…(S.A.V.)
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, hayatının her anında Allah ile beraber olduğunun bir göstergesi olan ilk mısradaki hadis, Esad Efendi tarafından zikrullahtan bir an gafil olmamak şeklinde değerlendirilmiştir. [iii] Ethem Cebecioğlu ise bu hadisin Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in huzur uykusuna işaret ettiğini ifade eder: “Gaybetteki huzur hâlinde göz kapalı ama kalp uyanıktır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav)’in uykusu murakabeden ibaretti. Yani uykusu, huzur uykusudur. Bu yüzden ‘Tenâmu aynâye velâkin lâ yenâmü kalbî’ yani ‘Gözlerim uyur lakin kalbim (aklım) uyumaz.’ demiştir. Gaybet, uyku olmayan uykudur ve bu uykuda rüya olmayan rüya yani vakı’a rü’yet edilir.” [iv] Dolayısıyla, Hz. Peygamber (s.a.v.) her an, uykusunda bile Allah’la beraberdir.
Şair, rubaisinde Allah’a dua ederek onun Müslümanlar için tek örnek olduğunu, onun izinden yürüyebilmeyi nasip etmesini diler. Ümmetin uyanışı ancak bu şekilde olabilecektir. Mahmut Sami Ramazanoğlu (ks.) da eserlerinde, Hz. Peygamber’in en güzel örnek olduğunu vurgulamıştır. Rasûlullah, halkı yirmi üç yıl dine davet etmiştir. O, İslam’a hikmetle, anlaşılır mevzularla davette bulunmak, sonra münakaşa için en ılımlı tarzı tutmak hususunda örnek alınmaya layık bir kimsedir. İlhan Armutcuoğlu, Hz. Muhammed’in örnekliği hususunu eserindeki başka rubailerinde de ele almıştır.
2.
Hakka kurbiyyet lafla olmuyor örneklere bak!..
İbrâhîm’e bak, İsmâîl’e bak, son örneğe bak!..
Hazret-i Ahmed, en büyük önder, Yüce Peygamber!..
Allah’a dayan, Kur’ân’da beyân, işte ona bak!..
İlhan Armutcuoğlu, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in örnekliği hususunu bu rubaisinde de işlemeye devam eder. Allah’a yakınlığın kolay bir şey olmadığını, bunun için örneklere bakılması gerektiğini dile getiren şair, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail örneğini verdikten sonra, son örnek olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’e değinir. Onu bir önder, alemdar olarak nitelendiren şair, kişinin Allah’a dayanması gerektiğini, bunun Kur’an’da aynen beyan edildiğini belirtir. Sami Efendi’nin Hz. Peygamber algısında, onun model olması daima ön plana çıkar. O, geleneksel peygamber algısı üzerine, görüşlerini inşa etmiştir. Gelenekselciler, Hz. Peygamber’in modelliği konusunda hemfikirdirler. Modelliğinin sürmesinin ancak, ilkelerinin şekilden içeriğe kadar, sorgusuz sualsiz taklit edilmesi ile gerçekleşebileceğini savunurlar. Dolayısıyla, İlhan Armutcuoğlu’nda da geleneksel bir peygamber algısı vardır. Eserde, Farsça peygamber kelimesinin geçtiği tek rubai budur.
3.
Ka’betullah’dan Şehru’r-Rasûle uçtum da geldim!..
Kasr-ı Namnam’dan, Kasr-ı Halîl’e coştum da geldim!..
Mevlâm dilerse ilk cennetine dünyâda alır!..
Hakka kulluğa, Rasûle ümmet olmağa geldim…
Bu rubaide şair, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ümmet olmanın, yani onun getirdiklerine tabi olmanın ehemmiyetinden bahseder. Sami Efendi hazretleri, eserlerinde ve sohbetlerinde, ümmet kavramını anlatırken Bakara Suresi 286. ayet bağlamında, bizden önceki ümmetlere ağır yükler yüklendiğini, ancak Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ümmetine pek çok ilahi lütuflar verildiğini, bunun için Allah’a şükretmek gerektiğini anlatmıştır. Hz. Muhammed (s.a.v.)’e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümüne ümmet denir. Şair de Mekke’den Medine’ye gittiğini, oralarda nasıl ibadet ettiğini aktarır.
4.
Ağrısız başta hayır yok kardeş!..
Haktan gelene cân fedâ kardeş!..
Yüce Nebîmiz neler yaşadı!..
En büyük safâ cennette kardeş!
“Herkesin bir sıkıntısı vardır.”, “Dünyada rahat yoktur.”, “Lütfun da hoş kahrın da hoş.” fehvasınca Hakk’tan gelene razı olan tasavvuf ehlinin bir örneği de bu rubaide görülmektedir. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in örnekliği bu hususta da insanın işine yarar, çünkü o dünyada en çok sıkıntı çekmiş ve görmüş insandır. Mahmut Sami Ramazanoğlu (ks.) da Allah Rasûlünün çektiği sıkıntıları anlatmıştır. Eserlerinde bahsettiğine göre, bir defasında Allah Rasûlünü Kâbe’de yakalamışlar, onu tartaklamaya başlamışlar, Hz. Ebubekir yetişip Rabb’im Allah dediği için, bir insana böyle davranılamayacağını söylemiştir. Yine bir gün, Allah Rasûlü Kâbe’de namaz kılarken Ukbe b. Muayt üzerine pis ve kirli şeyler atmış, onu boğmaya çalıştığı sırada Hz. Ebubekir yetişmiş ve kurtarmıştır. Müşrikler, Uhud Savaşı’nda Allah Rasûlünü yaralar ve dişini kırar. Yüzünü, al kana boyarlar. Allah Rasûlünün zırhının iki halkası gözünün altında elmacık diye tabir olunan yere, fena hâlde saplanır. Ebu Ubeyde b. Cerrah bu halkaları dişi ile çıkarmıştır. Çıkarırken kendisinin iki dişi düşmüştür. Allah Rasûlü, kanının yere damlamasından dolayı kavmine azap gelmesin diye yüzünden akan kanı silmiş ve kavminin hidayeti için dua etmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.), zor zamanlarında bile, nesillerinden Müslüman gelmesi ihtimali olan kimseler hakkında beddua etmemiş ve onların yok olmasını istememiştir.
Şairin dört rubaisini ele alarak onun, mürşidi Sami Efendi hazretleri odağındaki Hz. Peygamber (s.a.v.) algısını değerlendirmeye, Sami Efendi’nin şairdeki tesirini gözler önüne sermeye çalıştık.
Rabb’imiz, iyi amel sahiplerinin / salihlerin yolundan bizleri uzaklaştırmasın. Âmin.
Dipnotlar:
* Bu yazıyı, 11 Nisan 2020’de 22 yaşında koronadan kaybettiğim İTÜ Uçak Mühendisliği son sınıf öğrencisi kardeşim Emircan Kılıçkaya’ya ithaf ediyorum.
[i] Sami Efendi’nin hayatı ve tasavvufi görüşleri hakkında geniş bilgi için bk. Vahit Göktaş, Mahmud Sami Efendi Hayatı ve Tasavvufi Görüşleri, Ankara Kalem Neşriyat, 2. Baskı, Ankara 2020.
[ii] Sami Efendi’nin Hz. Peygamber algısı hakkında geniş bilgi için bk. Abdullah Sami Avcı, “Çağdaş Tasavvuf Çevrelerinde Hz. Peygamber Algısı: Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu Örneği”, Kocaeli İlahiyat Dergisi 2/2 (2018).
[iii] Vahit Göktaş, Tasavvuf Yazıları, İlâhiyât Yayınları, 2. Baskı, Ankara 2014 içinde Vahit Göktaş-Ali Tenik, “Muhammed Es’ad Erbili (1847/1931)’nin Zikirle İlgili Görüşleri”, s. 137.
[iv] Ethem Cebecioğlu, “Gaybet Uyku Olmayan Uykudur”, Altınoluk, S. 431, Ocak 2022, s. 29.

Hak erenler mezhebinde bir ömür Yâ Hak dedim..
Gündüzüm halk hizmetinde geceler Yâ Hak dedim..
Nâm ü şâna meylim olmaz bir isimsiz dervişim!...
Âkibet Namnam fakîri, bekçiyim Yâ Hak dedim!...
İlhan Armutcuoğlu

Mecnûna soran olmuş adın nedir demişler, Leylâ!. Leylâdır demiş..
Güzellerin içinde en güzel kimi gördün?. Leylâ!. Leylâdır demiş..
Sabah erken saatte yolculuğun nereye?. Leylâya gidiyorum!..
Rü'yânda kimi gördün?. başkasını göremem, Leylâ!. Leylâdır demiş.
İlhan Armutcuoğlu

Safer ayında yalvarışlarım, yakarışlarım, Hakkadır râhım..
İhtiyâr oldum dizde dermân yok, Yüce Mevlâma var arz-ı hâlım..
Kazâ ve kader, takdîr Onundur, bir yıl içinde olanlar olur..
Tedbîrini al, İlâhî kalem yazmışsa bile kaldırır Mâhım!..
Safer ayında duâ ve niyâz arttırılmalı..
Ed’iye, ezkâr kitabımıza bir bakılmalı..
İlâhî kalem, kazâ belâyı bu ayda yazar!..
İlticâ et ki varsa yazılan gene O bozar!..
Safer ayının ilk çarşambası vakt-i seherde dört rek'at namaz..
Son çarşambası gece ve gündüz iki rek'atla ilticâ.. namaz..
Selâm âyâtı okunmalıdır.. o yıl içinde belâlar kalkar..
Maddî tedbîrler, Hakka yöneliş, tedbîr işte bu!. niyâzlar, namaz...
Safer ayını mübârek eyle, kahr u perîşân eyleme yâ Rab!..
Nefse, şeytâna esîr eyleme, darda bırakma, hıfzeyle yâ Rab!..
Zâtından başka kime gideyim, ancak Sen varsın başka kapım yok!..
İhtiyâr oldum, dizde dermânım, dilde fermânım kalmadı yâ Rab!..
Safer ilk çarşambada Hakka ilticâ gerek!..
Dahî son çarşamba da duâ ve niyâz gerek!..
Belâ ve musîbetler yazdıysa şâyet Mevlâm,
Halâs eyler kulunu, temkin ve dikkat gerek…
Safer ve zafer, hangisi güzel?
Safer ayında ilticâ güzel…
İlk çarşambası, son çarşambası!
Hıfz için Hakka el açmak güzel!
Gereklerini icrâ edersek Hakkı tanıyan insan olursak çileli dünyâ cennete döner..
Safer ayının ilk günündeyiz.. ihyâ edersek, gereklerini bizzât yaşarsak çileli dünyâ cennete döner..
Vakt-i seherler çok önemlidir.. ilk gecesinde, ilk çarşambası, son çarşambası zikr u duâlar reddedilmiyor..
Lekesiz îmân, riyâdan uzak ibâdetlerle ve hizmetlerle bir ömür sürsek, çileli dünyâ cennete döner..
Hakka ilticâ vakti.. ömrün boyunca dostlar!. özellikle bu gece..
Safer ayı çarşamba seher vakti gelince özellikle bu gece..
Hak yolda olanlara duâ hayât boyunca.. zâlimlere fırsat yok..
Hakka ilticâ vakti.. ömrün boyunca dostlar!. özellikle bu gece…

Gösteriş, riyâ, yollarda kaldı, vuslat bâbını buldun demektir..
İlme'l-yakîni, ayne'l-yakîni, hakka'l-yakîni buldun demektir..
Bir ömrü verdin, gülleri derdin, vuslat bağının bahçivânısın!..
Maksada erdin, en büyük hedef son söz olarak Allah!. demektir.

Arşî gıdâlar alanlara sor!
Nûr deryâsına dalanlara sor!
Onbeş günde bir iftâr edenler,
Ne yer, ne içer bilenlere sor!..