Sünnet-i seniyye üzere yaşamanın mühim olduğuna işaret eden bir başka hâtırayı yine İlhan Armutçuoğlu ağabeyden dinlemiştim. Şöyle anlatmıştı:
“Eski Müftilerden merhum İrfan Ceylan bey vardı. 1964 yılında Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’nde talebe iken, son sınıfa geldiğinde sakal bırakmıştı. Okul idaresi sakal bırakmanın diğer talebeler arasında yayılmasından endişe ederek kestirmesini istedi. O da sakalın sünnet olduğunu söyleyerek kesmeyeceğini söyledi.
Talebeler arasında bu iş biraz büyüdü. İdareciler sakalın kesilmesi için ısrar ediyor. İrfan bey kardeşimiz kesmemek için diretiyor. Biz talebeler ikilemde kaldık. Ne yapacağımızı, nasıl hareket edeceğimizi bilemedik.

Okulda oluşan soğuk ortamın dağılması için İrfan bey’le birlikte ikimiz İstanbul’a geldik. Erenköy’de Sâmi Efendi hazretlerini ziyaret ettik. Huzurlarına kabul edildiğimizde durumu kendilerine anlatıp, arz eyledik. O büyük Allah dostu sünnetin ehemmiyeti ile ilgili güzel bir menkıbe anlatarak bizi irşad ettiler.
Peşinden de:
“– Sünnet mühimdir… Sünnet mühimdir…” dediler.
Sonra sözlerine devam ederek: “Bizim de vaktiyle diplomamız vardı. Biz rafa kaldırdık. Asıl olan kulluktur” buyurarak unutulmayacak asıl gerçeği bizlere hatırlattılar.
Gönlümüz huzur içerisinde Konya’ya döndük. Okula geldiğimizde idarecilerimizin davranışlarında büyük bir değişim gördük. Bir gizli el sanki onların kalblerini yumuşatmıştı. Önceden bizlere kızan hocalarımız, şimdi yol gösterir tarzda hareket ederek dediler ki:
“Belli ki siz kestirmeyeceksiniz. Bâri bir doktordan, cildi hassastır, cild rahatsızlığı vardır” şeklinde bir rapor alıp getirin.
Biz de cildiye mütehassısı bir doktordan rapor alıp getirdik. İdareye verdik ve sakalı kestirmekten kurtardık.
Allah dostları zarif, duygulu, edeb timsali zatlardır. Çevrelerinde bu güzel vasıflarıyla tebarüz ederler. Sevenlerini de o güzel ahlakla, ince edeble yetiştirmeğe çalışırlar. Onların her hal ve hareketleri, sevenleri için bir ibret dersi olur.
Üsve-i Hasene, Altınoluk Dergisi, 209. sayı, Temmuz 2003.
